07 Temmuz 2009 Salı

Kafadan ya da Götten Bacaklı Blogcular !

Kafadan ya da götten bacaklı blogcular...
Bu blogcuların götünde veya kafalarında bacaklar vardır...
İnsanın götünce bacaklar olunca otururkende zorluk çeker...
Bu boş beyin blogcular ne yapar ?
Hiç bir iş yapmazlar...
Yalama ve yalaka bir uvuç boş beyin...
İnsanın müspet yahut menfi anlamda tekâmül etmesine kesinlikle katkı sağlamayan bu sevimli canlılar,
akşama kadar onun bunun blogunu tıkırdatarak zaman öldürürler
ve okudukları bloglarda yazılanlar doğrultusunda yorum yaparlar.

Örnek:
Yorum: Bu gün çok başım ağrıyor.
Yoruma verilen cevap: Ayy benimde çok ağrıyor ne yapsak bilmemki.
Yorum: Sevgilimden ayrıldım çok kötüyüm.
Yoruma verilen cevap: Bende ayrıldım öylesine bunalıyorumki.
Yorum: Yemek yedim.
Yoruma verilen cevap: Ay bende öyle bir yemişimki.

Kısacası, damda mahsur kalan kedinin hikayesi kadar boş ve anlamsız.

Bu boş beyinler son derece alıngandır...
Bir şey söylenildiği taktirde sinirden ayak tırnaklarını kemirmeye başlarlar...
Ve kendileri gibi "mutlu boş beyin azınlığa" narin canlarını kim sıkmışsa onu şikayet ederler
ve adamı idam sehpasına oturturlar...

Benim tepeden tırnağa orjinal blogumda :) bu türden boş beyinli insanlara prim verilmediği ve yorum gibi bir derdim olmadığı için tuvalet taşında oturup işerken bunlar hakkında aklıma gelen düşünceler silsilesini pek tabiki bloguma yansıtmaktan çekinmiyorum...

12 Mayıs 2009 Salı

Öfkesel İmgesel Şeyler...

Bazen öyle bir sinirleniyorum ki tasımı taragımı toplayıp defolup gidesim geliyor...Çünkü bazı şeylerden ötürü yorulup yıprandığımı hissediyorum, bedenim artık bu zırıltıları, anlamsız kavga ve gürültüyü kaldıramayacak kadar hassas...
Aynı şeyleri defalarca anlatmaktan ve söylemekten insan yoruluyor, yorulmak bir yana insan kafayı üşütüyor...Konuş konuş ve başa sar yeniden konuş nereye kadar ?.. Bir müddet sonra kelam yalama oluyor ve söylediğin lafların bir değeri de kalmıyor...
Saygının olmadığı bir yerde sevginin işi olur mu bilemiyorum ?..
Bilemiyorum değil tabiki işi olmaz...
Saygının olmadığı yerde sevgi köpek gibi kaçar gider...
Bu örnek oldukça arabesk bir örnek oldu ve blogumun zeka saçan ayrıca boş beyinli blogculara ışık tutan formatına hiç yakışmadı...
Ayrıca köpekler kaçıp gitmez dizinin dibinde bekler o halde it gibi kaçar gider diyelim çünkü it köpeğe nispetle daha aşşalık bir kavram gibime geliyor...Gerçi aynı bok ha it ha köpek...Birde enik var ki tam bir köy lafı : enik...
Ama ben bir köpek gibi aşağılandım...
Hayatımda hiç bu kadar rezil kepaze olduğumu hatırlamıyorum :(
İki insan arasında geçen hemen her şeyi sanal ortama taşımak ve insanlardan tedavi beklemek nasıl bir anlayış şaşıyorum demek ki bu iş çok güzel ve zevkli bir iş, birde biz deniyelim bakalım zevk alıp tatmin olabilecekmiyiz...Belki tatmin filan olup doyum filan sağlayabilir hatta nirvanaya falan ulaşabiliriz...Bu kadar insan bu işle boşuna uğraşmıyor olsa gerek...Ya tamamı hasta beyin ya da bu işi zevk alıp rahatlamak için yapıyorlar...Ama sırların ifşa edilmesi insana nasıl bir zevk verebilir?..
Hayatta en kıl kaptığım şeylerden birisi bir başkasına verdiğim bir sırrın, sırrı verdiğim kişi tarafından üçüncü şahıslara deşifre edilmesi ya da bir ilişki içerisinde yaşanan bir şeylerin kamuoyuna megafonla duyurulmasıdır...
Bin defa söylememe rağmen aynı hatalar tekrar etmeye devam ediyor...
Bu nasıl bir garabet anlayamıyorum?..

29 Kasım 2008 Cumartesi

Mr.Paradise Aynı Anda 2 Kadını mı İdare Eder ?..

Mr.Paradise'dan kadınlar nefret eder :)
Mr.Paradise'ın paşa gönlü arzu etse 2 kadını değil 10 kadını aynı anda idare eder...
Bu 10 kadın, bazılarının dediği gibi "veren kadın" lar grubuna dahilse, bu 10 kadının birbirinden haberi olmaz...Bu tür kadınları idare etmek bir bardak suyu kafaya dikmek kadar basit iştir...
Ama bu 10 rakamını 2'ye düşürelim ve bu rakamı "seven iki" yapalım...
Mr.Paradise'ın hayatında Mr.Paradise'ı "seven" 2 kadın olsa, bu iki kadının ikiside mutlaka benim hayatımda kendisinin dışında başka bir varlığın olduğunu anlayacaktır...

Kadınların aldatmak ya da aldatılmak gibi konularda müthiş sezgi yetenekleri vardır ve bu sezgi yeteneklerini sadece ama sadece sevdikleri insan için çalıştırırlar ve bu yeteneklerle bir erkek asla başa çıkamaz...Çünkü bunu kendi hayatımdan biliyorum :
Benim karşıma beni seven ve bu konularda son derece yetenekli insanlar çıktı ve bu öyle abartılı bir yetenekdi ki bırakın bir kadınla beraber olmayı (ki böyle bir şey zaten yapmadım ve bunuda kimseye kanıtlamak zorunda değilim) bir kadını zihnimde düşünmeye başladığım an bile bunu farkederlerdi...

O zaman ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor :
Hayatında kaç kadının olacağı ve kaçını idare edeceğin, kadının kalitesiyle doğru orantılıdır...
Şu halde şöyle bir soru gelebilir :
Kadın ne kadar kaliteli olursa olsun ve istediği kadarda sevsin, erkek aldatmak istedikten sonra bunu yapar...
Hayır efendim yapamaz (5 kuruşluk adamlardan bahsetmiyorum)

Erkek sevdiğini ve sevildiğini hissetiği anda hayatını bütün yönleriyle değiştirir ve kalbinin en zengin köşesine sevdiği insanı oturtur...Ve sevdiği insanın karşısında terbiyecisinin karşısında sinmiş bir Aslan kadar pasifdir...
Burada kadınlar tarafından anlaşılmayan mevzu aslında şudur :
Kadınlar sabırsızlardır, herşeyin cevabını anında duymak isterler ve beyinlerindeki sorulara mantıklı cevaplar bulamazlarsa delirmeye başlarlar ve bir erkeğe güven konusunda oldukça paronayak yaklaşırlar...
Ama bir erkek bir şey veya bir halt yapmıyorsa ve bu türden sorularla çok fazla muhatap oluyorsa doğal olarak gerilmeye başlayacaktır, onun bu gergin tavrını gören kadın, düşüncelerinde ne kadar haklı olduğunu anlayacaktır...Ve iyice saldırganlaşmaya başlayacaktır...
Oysa işi çıkmaz noktaya sokan erkeğin gerginleştirilmiş hali değil, kadının bu gerginleştirilmiş hale vesile olan paronayak tutumlarıdır...Bu paronayaklık sevginin şiddetinde artar, çok fazla severse çok fazla paronayaklaşır...İşte kadın dediğin varlık, bu işi dengede tutabilme sanatına (ki bu bir sanattır) sahip olmalıdır...

Kadınlar aldatılma ve aldatılmayı anlama konusunda uzmandır dedik ve belkide hayatlarında hiç bir şey bu kadar uzmanlık alanlarına girmez...
Ve hiç bir şeyide belkide bu kadar derinlemesine kurcalamazlar...
Ama bir kadının hayatında iki kişi olduğunu bir erkek, kadın istemedikden sonra asla anlayamaz...
Erkekte böyle bir kabiliyet yoktur çünkü...Varsa bile bu kadar ustaca ve derinlemesine değildir...
Bana göre (katılan olur veya olmaz) kadınlar erkeklerden daha fazla aldatır ama aldatma işlemini kesinlikle en yakın arkadaşlarıyla bile paylaşmadıkları için bu, 7 kat toprağın dibinde sır olarak durur...
Peki ben aldatıldım mı ? Bunun cevabı ben bilemem...
Ama fikrimi sorarsanız hayır aldatılmadım derim...

Erkekler kadınlar kadar sır saklamasından anlamazlar, rahat bir ahmaklık içinde yaşarlar, başlarına neyin gelebileceğini o an itibarıyla kestiremezler, bir kızın elini bile tutsalar bırakın en yakın arkadaşlarına anlatmayı sağır sultanın bile bundan haberi olur ve erkekler arasında bu tür dedikodular sesten hızlı yayılır...
Peki ben böyle bir adam mıyım ?
Bunun kimseye pratik bir faydası olmayacağı için böyleyim veya böyle değilim demeninde bir anlamı olmayacak...Ama hakikat şudur, sevdiğim ve değer verdiğim bir kadınla yaşadıklarımı Allah'dan başka kimse bilemez...

Mevzu devam edecek...

28 Kasım 2008 Cuma

Teneke Kızlar - 4

Diğer bölümleri okuyunuz :)

Teneke Kızlar - 3

Sabahın 5'inde bir yere gideceğim için uyumuyorum ve acaba hazır aşağıdaki yazıyı yazmışken ve zaman varken ,
bloguma gelen ve hiç bir şeyden habersiz iyi niyetli temiz insanları fingirdemekle suçlayan diğer "fingirdek ruh öküzü" hakkında bir yazı mı patlatsam...
Ya da çıkıp boş yollarda gaza mı bassam ama yerler ıslak sonra geberir gideriz :)